«

»

Mide Ülseri Nedir?

Mide Ülseri, polietiolojili nüks eden kronik bir hastalıktır. Dünya üzerinde mide ülseri hastalığı bulunmayan bir bölgeye rastlanmamıştır. 1900–1955 yılları arasında bu hastalığın ABD’deki insidans ve prevalansının yüksek olduğu bildirilmiştir. Sadece ABD’de 20 milyon kişinin ülser hastası olduğu ve her yıl 6 bin kişinin ülser komplikasyonları sonucunda hayatlarını kaybettikleri rapor edilmiştir. Bu değerleri ülkemize uygulayacak olursak Türkiye’de her yıl 100.000 yeni hasta ve 1 milyona yakın nüks olabileceği düşünülebilir. Ülsere yakalanma riski bir yıl içinde % 1,8 iken (1), bir ömür boyu yakalanma riski erkekler için % 11-14, kadınlar için ise % 8-11 oranındadır (2).

 

Dünya üzerindeki tüm toplumlarda halen en çok iş gücü ve maddi kayıplara neden olan hastalıkların başında gelen mide ülserinin tarihçesi çok eskilere dayanmaktadır. Nitekim Mısır firavunlarının mumyalarında yapılan araştırmalarda ölüm nedeni olduğu tahmin edilen ülser bulguları saptanmıştır. İlk 1586’da İtalyan Marcellus Donatus mide ülseri ve 1688’de Johannes von Murault duodenal ülseri tarif ederken, 1799’da Matthew Baillie ilk olarak ülser hastalığı ve kliniğini açıklamıştır. Hastalığın mortalitesi düşük olmasına rağmen nüks oranlarının yüksek olması, uzun süreli bir hastalık olması ve bazen ömür boyu sürebilecek ilaç desteği gerektirmesi bu hastalığın önemini artırmaktadır.

Ülser tanısı ile yılda 200 bin kişi hastaneye yatmakta ve 3 milyon kişi polikliniğe başvurmaktadır. Ülke için bu hastalığın maliyeti 4 milyar doları bulmaktadır (1, 2). Ülser tedavisinde kullanılan ilaç sayısının fazla olmasına rağmen, ülser tedavisinde her zaman istenilen etkiyi elde etmek mümkün olmamaktadır. Bu durum ülserin polietiyolojik bir hastalık olduğunu ortaya koyar ve ülser tedavisinin nedene yönelik olmasının gerektiğini gösterir. Bazen ülser tedavisi ilaçların yan etkileri nedeniyle de kısıtlanmaktadır. Ülser tedavisi henüz gelişmekte olan tıbbın önemli sorunlarından biri olarak karşımıza çıkmakta ve ülserin kalıcı tedavisine yönelik birçok çalışmalar yapılmaktadır.

Ülser hastalığının uzun yıllardan beri bilinmesine rağmen, nedeni hakkındaki fikirler her geçen yılda değişiklikler göstermektedir. Hastaların yaklaşık % 60-80’inde ülser oluşturan faktör bilinmemektedir (3). Mide ülserin oluşmasında agresif ve koruyucu faktörler arasındaki dengenin bozulmasının rolü olduğu savunulmaktadır. İlaç, alkol kullanımı ve stres en fazla ülsere yol açan agresif faktörlerdendir (4, 5). Araştırmalar çeşitli nedenlerle uzun süre İlaç kullananlarda gastroduodenal hasarın ortaya çıktığını göstermiştir (6). İlaçlardan özellikle de indometazin hayvanlarda deneysel ülser modeli oluşturmak amacıyla kullanılmaktadır (7). Ülser riskini artıran birçok faktörler arasında alkolün de yer aldığı bilinmektedir. Alkol de hayvanlarda ülser modeli oluşturmak için kullanılmaktadır (8-10). Birçok deneysel araştırmalar, stresin ülser riskini artıran önemli faktörlerden olduğunu ve ülser modeli oluşturmak için kullanıldığını göstermiştir (11-13). Stresle karşılaşan normal insanlarda gastroduodenal hasarın %29,6 oranında görülmesi ve duyarlı insanlarda bu oranın % 80’in üstüne çıkması ülser oluşmasında stresin önemli faktör olduğunu ortaya koyar (4).

Mide ülserinin tedavisinde kullanılan çok sayıda ilaçların olmasına rağmen henüz ülserin kalıcı tedavisi sağlanamamaktadır. Çünkü günümüzde mide ülserinin tedavisinde kullanılan ilaçların etkisi mide asidinin azaltılmasına yöneliktir. Bu nedenle günümüzde mide ülserinin tedavisinde kullanılan ilaçlar ülserin semptomlarının (belirtilerinin) giderilmesini sağlar ve geçici olarak hastayı rahatlatır. Fakat bu ilaçların ülserli hastalarda uzun süre kullanımları mide asidinin baskılanmasına bağlı olarak kanserojen bir madde olan N-nitrozamin üretiminin artmasına neden olurlar. Bu nedenle Ülser tedavisinde doğal olarak üretilen mide asidinin baskılanmasına yönelik tedavinin yanlış olduğu ve uzun süre klasik anti ülser ilaç kullanımı kansere yol açmaktadır. Bu nedenle ülserin asıl tedavisi mide asidini baskılamadan yarayı iyileştirmesidir. Ülserli hastalara sunacağımız Hippophae Rhamnoides yağı (yabani deli iğde) mide asidini baskılamadan yara iyileşmesini sağlamaktadır. Vücudun doğal fonksiyonlarını bozmadığına göre uzun süre kullanımı herhangi bir yan tesirlere yol açmamaktdır.

Hippophae Rhamnoides (yabani deli iğde) yağının anti ülser etkisi deneysel olarak kanıtlanmış ve uluslararası dergilerde yayımlanarak dünya literatürlerine buluş olarak geçmiştir. Hippophae Rhamnoides yağının anti ülser etkisinin yayınlandığı uluslararası dergiler aşağıda verilmiştir.

Notice

Bu yazı Mide Kanseri ve Ülser üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Türk Bilim Adamı Prof. Dr. Halis SÜLEYMAN’ın bir makalesinden alıntıdır.

Literatürler

1.Kurata JH, Haile BM. Epidemiology of peptic ulcer disease. Clin Gastroenterol 1984;13:289-307.
2.Kurata JH. Epidemiology of peptic ulcer disease. In: Swabb EA, Szabo S, editors. Ulcer Disease, Investigation and bases for therapy. New York: Marcel Ackker, 1991; 31.
3.Roth HP. What you should know about peptic ulcers. Occup Health Saf. 1980;49(6):13, 26.
4.Sivri B, Gönen Ö. Peptik ülser hastalığı. In: Friedman S, editor. Gastroenteroloji. Ankara: Güneş Kitabevi; 2007. p. 323-42.
5. Mozsik G Mozsik G, Javor T. A biochemical and pharmacological approach to the genesis of ulcer disease. I. A model study of ethanol-induced injury to gastric mucosa in rats. Dig Dis Sci. 1988;33(1):92-105.
6. Gökgöz MS, Utkan NZ, Yıldırır C, Önen F. Stres ülserinde tedavi seçenekleri. Sendrom. 1996;8(1):56-8.
7. Griffin MR, Piper JM, Daugherty JR, Snowden M, Ray WA. Nonsteroidal anti-inflammatory drug use and increased risk for peptic ulcer disease in elderly persons. Ann Intern Med. 1991 Feb 15;114(4):257-63.
8. Chan FK, Sung JJ, Chung SC, To KF, Yung MY, Leung VK, et al. Randomised trial of eradication of Helicobacter pylori before non-steroidal anti-inflammatory drug therapy to prevent peptic ulcers. Lancet. 1997 Oct 4;350(9083):975-9.
9. Sigthorsson G, Crane R, Simon T, Hoover M, Quan H, Bolognese J, et al. COX-2 inhibition with rofecoxib does not increase intestinal permeability in healthy subjects: a double blind crossover study comparing rofecoxib with placebo and indomethacin. Gut. 2000 Oct;47(4):527-32.
10. Schmidt KM, Klopfer FD. Ethanol and stomach ulcers: absence of influence in the albino rat. Q J Stud Alcohol. 1968 Sep;29(3):558-65.
11. Kawashima K, Jerzy Glass GB. Alcohol injury to gastric mucosa in mice and its potentiation by stress. Am J Dig Dis. 1975 Feb;20(2):162-72.
12. Schimdt KM, Kangas JA, Solomon GF. The effects of ethanol on the development of gastric ulceration in the rat. J Psychosom Res. 1971 Mar;15(1):55-61.
13. Brodie DA: Stress ulcer as an experimental model of peptic ulcer disease. In Pfeiffer CJ (ed), Peptic Ulcer. Philadelphia, Lippincott, 1971, 71-83.
14. Brodie DA. Ulceration of the stomach produced by restraint in rats. Gastroenterology. 1962 Jul;43:107-9.
15. Brodie DA. Experimental peptic ulcer. Gastroenterology. 1968 Jul;55(1):125-34.

 


Bu yazının kalıcı bağlantısı http://www.karenbilim.com/2011/12/mide-ulseri-nedir/

8 yorum

  1. 1
    kenan beydoğan

    sayın hocam babam yapılan endoskopi sonucunda mide kanseri teşhisi konuldu şişlide özel bir hastahanede yapılan tüm tetkikler sonucunda hastalığın mide içinde kaldığı başka bir organa yayılmadığı ve midenin ameliyatla alınacağını kararlaştırdılar.ameliyat yapılıp karın açıldıktan sonra başka organlara sıçradığını ameliyatının yapılamayacağını kemoterapinın uygun olacağını söylediler.babam şu anda birşey yiyip içemiyor

    1. 1.1
      Karen Bilim

      Merhaba Kenan Bey. Doktorunuzun belirlediği tedavi doğrultusunda devam etmeniz bu süreçte daha doğru olacaktır.Ürünümüz mide kanserini tedavi etmez, ancak önler. Babanıza acil şifalar dileriz.

  2. 2
    Selma Adivar

    Degerli hocam,

    Yaklasik 3 yildir helicobacter pylori’ye bagli gastritten muzdaribim. Verilen antibiyotik tedavisini cok agir oldugu icin alamadim. Surekli perhizdeyim. Perhizi bozdugum anda uykudan kaldiran agrilarim oluyor. Hayatimin tadi tuzu kalmadi desem yeridir. Epeyce kilo da kaybettim. Acaba yabani igde helicobacter pylori uzerinde de etkili midir? Aydinlatirsaniz cok sevinirim.

    Saygilarimla

    1. 2.1
      Karen Bilim

      Ürünümüz doğal bir antioksidandır.Helicobacter pyloriye bağlı mide rahatsızlığında çok etkilidir.Helicobacter pylori mide ülserine sebep olan gram negatif bir basil türü mikroorganizmadır.İleride ülsere yakalanmamanız için kesinlikle tavsiye ederiz.Zaten ürünümüz bir hafta gibi kısa bir sürede etkisini göteriyor.Hatta ilk günden itibaren iyiye gittiğinizin farkında olursunuz. Bunu ürünümüz satılsın diye tavsiye etmiyoruz. Eğer memnun kalmazsanız ücretinizi geri iade edbiliriz. Geçmiş olsun.(Durumunuz Prof.Dr. Halis Süleyman tarafından değerlendirilmiştir.)

      1. Selma Adivar

        Degerli hocam,

        Hemen cevap verdiginiz icin cok tesekkur ederim. Peki bu durumda bu urunu ne miktar ve ne sure icin kullanmaliyim? Simdiye kadar edinmis oldugum bilgilerde, antibiyotik dahil helicobacter pylori’yi kalici olarak yok eden bir preparata rastlamadim. Urununuz bu bakteriyi tamamen mi yok ediyor, yoksa gecici olarak baskiliyor mu? Sayet ikincisi dogruysa, hangi aralikla ve ne surelik kurler halinde almami tavsiye edersiniz?

        Ilginiz icin tekrar cok tesekkur eder, saygilarimi sunarim.

        1. Karen Bilim

          Sayın Selma ADİVAR internet aracılığıyla helicobacter pylori hakkında mutlak bilgi edinmişinizdir.Bu mikroorganizmanın oluşturduğu mide hasarını önlemek önemlidir. Helicobacter pyloriyi öldüren bir çok antibiyotikler bulunmaktadır. (Örneğin: Metronidazol, tetrasiklin, Kloritromisin).Fakat bu ilaçların mideye olan yan etkileri de vardır.Özellikle de midesi rahatsız olanlarda bu yan etkiler dahada belirginleşir.Helicobacter pylorisi olupta midesinden şikayetçi olmayanlarda vardır.Bunun tam tersi de, helicobacter pylori bulunmayan fakat şiddetli mide ülseri olanlarda vardır.Bu mekanizmalar kafa karıştırıcı ve her geçen yıl farklı mekanizmalar üretilmektedir. Önemli olan midenizin iyileşmesi. Bu ürünü kullanın eğer midenizi rahatlatmazsa geri iade edebilirsiniz.
          Kullanım şekli: Sabah, öğlen ve akşam bir tatlı kaşığı ile yemekten 30 dakika önce alınmalıdır.
          100 ml.lik kutu 1 kürdür. Toplam tedavi sayısı 3 kürdür. Şimdilik 100 ml almanız gerekecek. Tekrar geçmiş olsun.

  3. 3
    Göksel Ünsal

    Selamlar, Süleyman Hocama benimde bir kaç sorum olacaktı; Yaklaşık 15 yıldır midemde Aşırı yanma vardı. Yağlı yemekler sirke acı asitli içecekler Poğaça vb. Ürünleri tüketememekteydim. Son beş yıldır 3 kez antibiyotikli üçlü kür tedavisini aksatmadan uyguladım .Sorun tekrar nüksettiğinde endoskopi yaptırdım ve midemde helicobacter pylori bulunduğu söylendi.Ardından asit pompası inhibitörü olan tüm ilaçlardan artık marka gözetmeksizin 2-3 gün aralıklarla mutat kullanmaya başladım. bazen 3 gün arka arkaya da aldığım olmakta.Ancak bu şekilde normal insanlar gibi rahat yeme içme faliyetlerime devam eder oldum.Açıkçası mynette yazınızıda okuyunca epey irkildim ve size buradan ulaşmaya karar verdim .Toplamda 10 yıldır bazen düzenli bazen kür şeklinde bazende düzensiz bu mide ilaçlarından kullanmaktayım kendi kendimede ara ara yav bu ilaçların yan etkisi varmıdır acaba da diyordum korkarak.Sorum şu ki; ben ve benim durumumda olanlara bu ilacınız faydalı olacakmıdır aynen ilaçlardaki gibi idame dozu varmıdır yani ömür boyu bu ilacı kullanacakmıyız yada hastalığımıza çare olabilecekmidir. Bu illetten kurtulmamıza vesile olacakmıdır açıkçası.Şimdiden cevabınız için teşekkürlerimi bir borç biirim.Hoşçakalın….

    1. 3.1
      Karen Bilim

      Merhabalar…
      Bu kullandığınız ilaçlar(asit pompası inhibitörü) sayfamızda da belirtiğimiz gibi mide asidinin üretimini azaltarak N-nitrozamin denilen kanserojen maddenin üretimine yol açmaktadır. Sibirskoye mide asidini baskılamadan mide ülserini ve midede bulunan diğer patolojileri iyleştirmektedir. Bu nedenle rahatlıkla sibirskoye kullanabilirsiniz. Olumlu etkisini bir hafta içerisinde farkedeceksiniz. Hiçbir yan etkisi yoktur. Durumunuza bakıldığında ilk kür yemeklerden 30 dakıka önce bir tatlı kaşığı ile günde üç defa ( sabah, öğlen ve akşam) bir ay süreyle kullanılmalı.İkinci kür ise üç ay sonra tekrar edilmelidir.Üçüncü küre devam edip etmeyeceğinizi durumunuza göre değerlendirilecektir. Düzenli kullanım sizi bu hastalıktan tamamen kurtaracaktır.
      Geçmiş olsun..
      (DURUMUNUZ PROF.DR HALİS SÜLEYMAN TARAFINDAN DEĞERLENDİRİLMİŞTİR)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*